Kullanıcı Adı: Parola:
 
Kayıt Ol! Ben bir bilgeyim,izin verin soru cevaplayayım ?
Ana Sayfa
Giriş
Bilge misiniz?
Merak Edilenler
Linkler
İletişim
Reklam
  Tüm Sorular (Alfabetik Liste)        1 2 3 4 5 6 7 8 9 0 A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
Benim Panom BilgeBot
 
Soru:

Saka Destanı Nedir?

Soruyu soran: Misafir
Tarih: 2007-04-17
Soruya verilen cevaplar:
Cevaplayan: candle
ŞU (Saka) DESTANI

Büyük İskender'i durduran bir Türk boyunun destanı

ŞU destanını da Kaşgarlı Mahmud'un ünlü eseri Divanü Lûgat-it Türk'ten öğreniyoruz. Şu, bir Saka Türk hükümdarıdır. M.Ö. 4. yüzyılda hüküm sürmüştür. Alp Er Tunga destanı gibi Şu destanı da 11. yüzyıla kadar Türkler arasında dilden dile söylenegelmiş, besbelli kopuz çalan ozanların başlıca konularından biri olmuş ve 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un kalemiyle yazılı edebiyata geçirilmiştir.

Kaşgarlı Mahmud bu destanı, eserinin 'Türkmen' maddesinde bu Türk boyuna niçin bu adın verildiğini açıklamak için anlatıyor. Arapça olacak yazdığı bu destan parçasında Büyük İskender'in adı, Arapların dediği gibi, "Zülkarneyn" olarak geçmektedir.

ŞU, genç ama kudretli bir hükümdardı. Başkent Balasagun'daki muhteşem sarayında oturur, dört bucaktan gelen elçileri, değerli armağanları kabul eder, ülkesini güçlü ordusu ile korur, bilge danışmanları ile yönetirdi. Sarayının önünde ordu beğleri için günde 360 növbet vurulurdu. Başkentin yakınındaki büyük Şu Kalesi'ni o yaptırmıştı.

Şu destanı İskender'in ordusu ile Semerkand'ı geçip Türk illerine yöneldiği zaman bazı Türk boylarının doğuya çekildiğini, bazılarının ise İskender'e karşı koyduğunu ve İskender'in onlarla barış yapmak zorunda kaldığını anlatıyor. Ayrıca, Kalaç, Türkmen gibi bazı Türk boylarının bu adlan nasıl aldıklarını bildiriyor.


Divanü Lûgat-it Türk'te yer alan Şu Destanı'nın özeti aşağıdadır.

İskender Semerkand'ı geçmiş, Türklerin illerini almaya geliyordu. Hakan Şu, Balasagun yakınındaki kalesinde bir şey yapmadan oturuyor, kimseye bir şey söylemiyordu. Bazı küçük devletler gibi doğuya çekilmemişti. Savaşa da hazır görünmüyordu.

Beğler hakanın huzuruna çıkıp sordular: "-İskender yaklaştı, onunla savaşacak mıyız, buyruğun nedir?"

Beğlerin bildiğini hakan bilmesin olmazdı. Ama hakanın bildiğini beğler bilmiyordu. O, 40 kumandanını öncü olarak Hücend Irmağı kıyılarına göndermişti bile. Bunlar gizlice gittikleri için beğlerin haberi olmamıştı. Hakan asıl haberi bunlardan bekliyordu. Onun için gönlü rahattı ve beğlerinin sorusunu anlamazlıktan geldi. O şimdi gümüş havuzunda yüzen kazları, ördekleri seyrediyordu. Bu seyyar gümüş havuzu her gittiği yere götürür, konakladığı yerde su ile doldurur, kuğuları, ördekleri yüzdürürdü. Beğlerinin yüzüne bakmadan, havuzdaki kazları, ördekleri gösterdi ve:

"-Şunlara bakın, ne güzel yüzüyor, ne güzel dalıyorlar değil mi?" dedi.

Beğler şaşakaldılar. Yüreklerine od düştü. Hakanın savaşmak yahut çekilmek için tedbir almadığını sanarak çok üzüldüler.

O sırada İskender Hücend suyunu geçmişti. Hakan Şu'nun adamları hızlı bir haberci ile durumu bildirdiler. Bunun üzerine Şu davullar çaldırarak hareket edileceğini duyurdu. Bu da şaşkınlık yarattı. Çabuk hareket edilmesi emredildiği için herkes bulabildiği ata bindi, alabildiği eşyayı aldı ve gece yarısı yola koyuldular.

Şu, sabah olunca, uygun gördüğü bir düzlükte "Dur!" emrini verdi. Oraya çadırlar kuruldu ve ordu düzene sokuldu.

Şu ve ordusu geceleyin doğuya hareket ettiği zaman 22 kişi binek bulamadıkları için oldukları yerde, aileleriyle birlikte kalmışlardı. Bunlar arasında Kınık, Yıva, Eymür... ve başkaları vardı ki, Oğuz boyları bunlardan doğacaktı.

Kalaçlar ve Türkmenler 22 kişi "Kalalım mı yahut gidelim mi?" diye düşünürlerken, yanlarına iki kişi daha geldi ve böylece 24 kişi (aile) oldular. Bunlar biraz uzaktan geliyorlardı. Eşyalarını sırtlarında taşıdıkları için yorgun idiler. Kalıp kalmamak konusunu onlarla da konuştular.

İskender'in gelip geçici olduğu, buradan gelip geçeceği, ama kendilerinin yurtlarında kalacakları fikri benimsendi. 22'ler yeni gelenlere:

"-Kalaç!" dediler.

Bu, (kalın, bekleyin) anlamında bir söz idi. Bundan sonra onlara hep "Kalaç" denildi. "Kalacı" olarak anılan iki kabile de onların soyundandır.

İskender geldi. O, 22 kişiyi görünce bunların uzun saçlı, Türk kıyafetli olduklarını görünce, kimseden bilgi almadan:
"Türk mânend" dedi.

Bu sözün anlamı "Türk'e benziyor" idi. O günden sonra bunlara Türk mânend, Türkçe'deki söylenişiyle Türkmen denildi. Türkmenler aslında 24 boydur. Fakat Kalaç boyu olan iki boy bazı şeylerle bunlardan ayrılmışlardır. Bu iki boy bunlardan sayılmaz. İşte Türkmenler'in aslı budur.

İskender, 24'lerin düşündüğü gibi gelip geçici idi. Türkmenler yurtlarında kalmış oluyorlardı. Ama Hakan Şu, ordusunu alıp Çin'e doğru ilerledi ve İskender'i peşinden sürükledi. Uygur sınırına yaklaşınca, Şu, yer ve zamanın uygun olduğuna karar vererek, ordusunun bir kısmını ayırdı ve bunları İskender'in öncü birlikleriyle vuruşmaya gönderdi.


Kanlı Altınlar

İskender'in ordusuyla vuruşmak için ayrılanların hepsi gençti. Bunu gören vezir hakana şöyle dedi:

"-Kağanım, İskender'le savaşmak için hep gençleri ayırdın. Onların yanında savaş tecrübesi olan yaşlı biri de bulunsa iyi olur."

Hakan 'çok yaşlı' anlamına gelen: "-Üge?" dedi "Evet" diye cevap verdi vezir.

Gençlerle bir yaşlı adam da gönderildi.

İskender de bir öncü birliği göndermişti. Türkler bir gece baskını yaparak İskender'in bu birliğini bozguna uğrattılar. Bu vuruşmada bir Türk genci İskender'in erlerinden birini kılıçla ikiye bölmüştü. Ölen askerin belinde altın dolu bir kemer vardı. Kemer kılıç darbesiyle parçalanınca altınlar kana bulanarak döküldü. Ertesi gün Türk askerleri kanlı altınları görünce "Altın, kan!" dediler. Sonra bu sözler orada bulunan büyük bir dağa ad olarak verildi. Bugün o dağın adı Altın Han'dır.

Bu savaştan sonra İskender Türk hükümdarı ile barıştı. Uygur şehirlerini o yaptı ve bir süre oralarda kaldı.

İskender çekilip gidince Şu döndü. Balasagun'a gelip, şimdi "Şu" denilen şehri yaptı.Oraya bir de tılsım koydurdu ki, bu tılsım yüzünden onu kimse aşıp gidemez. Leylekler bile şehrin karşısına kadar gelir ve onu geçemezler. Bu tılsım bugüne kadar sürüp gitmiştir.

http://www.dilimiz.com/tarih/saka.htm

 Sizin de sorunuz varsa durmayın, hemen sorun! - Sorunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Soru sormadan önce buraya tıklayıp arama yapınız. IP adresiniz kayıt edilmektedir.

 Eğer bu soruya siz de cevap vermek istiyorsanız cevabınızı aşağıya yazınız
     IP adresiniz kayıt edilmektedir.

  Rastgele 20 Soru
1 Kulak yapısı nasıldır? 1015 defa okundu
2 Vampir nedir? 1466 defa okundu
3 Fahrenheit derecesini celcius'a nasıl çeviririz? 3290 defa okundu
4 Bisikletin farı nasıl yanar? 1068 defa okundu
5 Seda nedir? 1670 defa okundu
6 Dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlayan cümleler laz... 3328 defa okundu
7 Pankreas nedir işlevi nelerdir? 450 defa okundu
8 İletişim neden önemlidir? 206 defa okundu
9 Robbert Beauchamp kimdir? Nezaman Şampiyon olmuştur? Özgeçmişi nedir? 858 defa okundu
10 T.C. anayasası kaç maddedir? 1712 defa okundu
11 İnsan nesli ne zaman tükenecek? 940 defa okundu
12 Aspest nedir? 3951 defa okundu
13 Kimi öğrenciler buraya gelmek istemedi bu sıfat mı? 191 defa okundu
14 Sabit makaralar nerelerde kullanılır? 232 defa okundu
15 Ali Kuşçu hangi okullarda okumuştur? 313 defa okundu
16 Kimyasal tepkimelerin önemi nedir? 32851 defa okundu
17 Arda turan nerede oturuyor? 1118 defa okundu
18 İntel işlemci ile amd işlemci arasındaki farklar nelerdir? 3788 defa okundu
19 Futbolda kaç hakem vardır? 2363 defa okundu
20 Roman nedir? Çeşitleri ve özellikleri nelerdir? 72225 defa okundu

Ebilge.com bir "anahtar" projesidir. İletişim için iletisim@anahtar.org e-posta adresini kullanabilirsiniz.

 
Gizlilik İlkesi - Kullanım Şartları
Copyright (c) 2007 eBilge.com - Tüm haklari saklidir         Tasarim: Hive Designs