soru sorasın ki cevap bulasın

Kayıt Ol! Kayıt olduğunuzda sorduğunuz soruları takip edebilir
ve bilge üye olma şansını elde edebilirsiniz

Tüm Sorular (Alfanumerik Liste)

Soru:

Destek ve hareket sistemi, dolaşım sistemi ve solunum sistemi nedir? örnekler..

Soruyu soran: Nazli.bahar | Tarih: 2007-03-03 | Okunma sayısı: 2660

Soruya verilen cevaplar:

user avatar

destek sistemi organizmayı saran dış etkenlerden koruyan ve şeklini veren yapıdır. hareket sistemi ise destek sitemi ile bütünleşik organizmanın hareketini sağlar. bu bir terliksi hayvanda silialar olabileceği gibi insanda kemik kas ve eklemlerden oluşan el ve ayaklar olabilir. dolaşım sistemi ise organizmanın gerekli olan maddelerin hücre düzeyinde sunulması ve atık maddelerin uzaklaştırılmasını içerir. böceklerde tüpçüklerden oluşabildiği gibi diğer canlılarda kalp kan ve damarlardan oluşur. solunum sistemi ise dış ortamda bulunan ve hücre düzeyinde gerekli olan oksijenin alınmasını ,kan dolaşımına geçmesini ve atıklarında kan dolaşımından dış ortama atılmasını içerir. solunum yolu ve solunum organından oluşur.

user avatar

DESTEK VE HAREKET SİSTEMLERİ rnrnBitkilerde pek ve sert dokular, hayvanlarda ise iskelet ve kaslar desteklik sağlar. Canlının hareketini sinir sistemi ve endokrin sistem düzenler.rna) Bir Hücrelilerde Destek ve HareketrnBir hücrelilerde gelişmiş bir destek yapı olmamasına rağmen, bazılarında pelikula, bazılarında da pelikulanın yapısına kalsiyum ve silis minerallerinin birikmesi ile kabuk oluşur. Bir hücreliler iki şekilde hareket eder.rn1. Pasif HareketrnCanlı hareket etmek için enerji kullanmaz, ortamın hareketi ile yer değiştirir.rn2. Aktif HareketrnHareketi sağlayan yapılarla (sil, kamçı, yalancı ayak) enerji harcanarak yer değiştirmedir.rnb) Bitkilerde Destek ve HareketrnBitkilerde desteklik ve hareket etmeyi sağlayan değişik yapılar bulunur.rnDestek YapılarrnBütün bitki hücrelerinde selüloz çeper ve turgor basıncı desteklik sağlar. Çok yıllık bitkilerde desteklik pek ve sert dokularla sağlanır. Bunların dışında iletim demetleri de destekliğe yardımcı olur.rnBitkide Hareketrn1. Tropizma HareketirnUyarının yönüne bağlı olan yönelme hareketidir. Hareket uyarana doğruysa (+), aksine ise (-) dir. Uyaranın çeşidine göre kısımlara ayrılır.rnÖrneğin; Işığa yönelme (+) fototropizm, ışıktan kaçma (-) fo-totropizm'dir. Köklerin yerçekimi boyunca büyümesi {+) geot-ropizm, gövdenin yerçekiminin zıttına büyümesi (-) geotro-pizm'dir.rn2. Taksi HareketirnUyarının yönüne bağlı yerdeğiştirme hareketidir. Bir yere bağlı olmayan su bitkilerinde görülür. Hareket uyarana doğruysa (+), aksine ise (-) dir. Uyaranın çeşidine göre kısımlara ayrılır.rnÖrneğin; Işığa doğru hareket etme (+) fototaksi, ışıktan kaçma (-) fototaksidir. Kimyasal maddeye doğru hareket etme (+) kemotaksi, kimyasal maddeden kaçma (-) kemotaksi'dir.rn3. Nasti HareketirnUyarının yönüne bağlı olmayan irkilme hareketidir. Turgor basıncı ile olur, açılıp kapanma hareketleridir. Örneğin; Akşam-sefasının ışıksız ortamda kapanması fotonasti'dir. Küstümo-tu'nun dokununca kapanışı sismonasti'dir.rnIII. Omurgasız Hayvanlarda Destek ve HareketrnGelişmiş omurgasızlarda iskelet sistemi bulunur. Bir çok hayvan grubunda vücut sıvısı ve kan desteklik görevi yapar (Hidrostatik iskelet). Halkalı solucanlarda vücudun ortasında bulunan vücut sıvısı hidrostatik iskelete iyi bir örnektir.rnHayvanın enine ve boyuna kasları kasılırken vücut sıvısı öne veya arkaya itilerek hareket sağlanır.Hareket düz kaslarla olursa yavaş, çizgili kaslarla olursa hızlıdır.rnIV. Omurgalılarda Destek ve HareketrnKöpekbalıklarında iskelet tamamen kıkırdaktır. Diğer omurgalılarda ise embriyo döneminde kıkırdak olan iskelet, kemik dokuya dönüşür.rnKuşlarda uzun kemiklerin içi boştur, buralara hava keseleri girer, bu da ağırlığı azaltır.rnHareket, sinirler, duyu organları ve hormonlarla sağlanır. Hayvanlarda iki çeşit iskelet sistemi bulunur:rn1. Dış İskeletrnOmurgasızlardan eklembacaklılar ve yumuşakçalarda görülür. Üzerinde canlı vücut örtüsü bulunmaz. Bu iskelet hücrelerin salgıladığı organik ve inorganik maddelerden oluşur. SiO2 CaCO3 ve kitinden oluşur.rnGörevleri:rn- Dış iskelet vücudu dış etkenlerden korur.rn- Su kaybını önler. Kaslar iskelete iç yüzeyden bağlanır.rn- Dış iskelet büyüme ve hareketi olumsuz etkiler. Bu nedenle böcekler büyüme evrelerinde kabuk değiştirirler.rnOmurgasızlardan süngerlerde, derisi dikenlilerde ve omurgalıların tümünde bulunur. İskelet canlı vücut örtüleri ile örtülüdür. Kaslar iskelete dış yüzeyden bağlanır.rnÖzellikleri;rn- İç iskelet vücudu dış etkenlerden korur.rn- Büyümeyi sınırlandırmaz.rn- Su kaybını engellemez.rn- Kemik ve kıkırdak dokudan oluşur.rn- iç organlara desteklik sağlarrrnİnsanda Kas:rnVücudun hareketini sağlayan yapılardır. En önemli görevleri; Hareket, şekil, destek ve korumadır.rninsanlarda düz kas, çizgili kas ve kalp kası olmak üzere üç çeşit kas bulunur.rn1. Düz Kaslarrn- İsteğimiz dışında çalışır.rn- Mide, incebağırsak gibi organlarda bulunur.rn- Otonom sinir sistemi kontrolünde çalışır.rn- Yavaş kasılır, yorulmaz.rnHücrelerinde tek çekirdek bulunur ve çekirdek hücrenin or-tasındadır.rn- Kasılmayı sağlayan miyofibriller bulunur. '.rn2. Çizgili Kaslarrn- isteğimizle çalışır. .rn- Kol, bacak gibi organlarda bulunur.rn- Somatik sinir sistemi kontrolünde çalışır.rn- Hızlı kasılır, çabuk yorulur.rn- Liflerinde çok çekirdek görülür ve kenardadır.rn- Kasılmayı sağlayan miyofibriller bulunur.rn- Miyofibrillerde enine koyu bantlar bulunur. Bu bantlara Z bandı denir. Bu bantlar arasındaki boşluğa sarkomer denir. Sarkomerlerde kasılmayı sağlayan aktin ve miyozin proteinleri bulunur

user avatar

Hareket Sistemi
İskelet sistemi vücudu destekleyen, dış uyaranlara karşı direncini sağlayan dokular bütünüdür. Yerçekimine karşı gelerek kasların da yardımı ile vücudun hareketini sağlar, organları korur. İnsanlarda iskelet 206 kemikten oluşur. Kafatası ve omurlardan oluşan iskelet vücudu dik tutan yapıdır ve hareketliliği sağlayan iskelet bölümü bu yapıya bağlıdır. İki ya da daha fazla kemik arasındaki bağlantıya eklem denir. Hareketli eklemlerde kemiklerin karşı karşıya geldikleri noktalardaki yüzeyleri pürüzsüz ve aşınmaya dayanıklı eklem kıkırdakları ile kaplıdır. Eklemleşen kemikleri birbirlerine bağlayan ve eklemin dayanıklılığını sağlayan yapılar ligamanlardır. Eklem hareketlerini sağlayan kasların kemiklere bağlanması, sağlam lifsi dokular olan tendonlar tarafından sağlanır. KEMİKLER Kemik sürekli değişen ve pek çok fonksiyonu olan vücut dokusudur. Bütün kemikler bir araya gelerek iskeleti oluşturur. İskelet, kaslar, kirişler, eklem abğları ve eklemler harerket sistemini oluşturur. İskelet, dayanıklık ve destek sağlar, kasların hareket etmesini sağlayan altyapıyı oluşturur. Ayrıca göğüs kafesi ve kafatası gibi kemikler iç organları adeta bir kalkan gibi koruma görevini üstlenir. Kemikler biçimlerine göre ikiye ayrılırlar: yassı (kafatası ve omur kemikleri gibi) ve uzun kemikler (uyluk kemiği veya kol kemikleri gibi). Ancak iç yapıları hemen hemen aynıdır. Dıştaki sert katman büyük oranda kollajen proteinlerden ve hidroksiapatitten oluşur. Kalsiyum ve diğer minerallerden oluşan hidroksipatit, vücudun kalsiyum deposudur ve kemiğin sağlamlığından sorumludur. Kemiğin içinde bulunan kemik iliğinin yumuşak ve gözenekli bir yapısı vardır; burada kan hücrelerinin üretildiği hücreleri bulunur. Damarlar kemiklerin içinden geçer ve etrafı sinirlerle çevrilmiştir. Kemiklerin arasında eklemler bulunur. Eklemin yapısı hareketin yönünü ve derecesini belirler. Kafatası kemikleri arasında bulunan eklemler (sütür) yetişkinlerde hareketsizdir. Diğer eklemler belirli oranda hareket ederler. Örneğin, omuz eklemi öne arkaya hareket ettiği gibi kolun iki yana açılmasıyla yanlara doğru da hareket sağlar. Bilekler, el ve ayak parmaklarındaki dayanak noktası olan bazı eklemler sadece esneme ve gerilme hareketlerine elverişlidir. Kemik dokusu Kemiğin ana dolgu maddesi olan matriksin içinde osteoblast adı verilen hücreler vardır ve bunlar kalsiyumun yardımı ile kemiğin oluşmasını (kalsifikasyon) sağlarlar. Kalsiyumun mevcudiyeti kemiğe gerekli sertliği verir. Aynı zamanda matrikste bulunan kollajen isimli madde sayesinde kemik bir miktar esneyebilir. Örneğin futbol sırasında kaval kemiğine (tibia) gelen tekme kemiği kolayca kıramaz. İskelet kemiklerinde iki farklı kemik dokusu mevcuttur. Dışta bulunan, sert yüzeyel tabaka kompakt kemiktir. Ortada ise daha açık ve delikli olan süngersi kemik (spongiyoz kemik) bölümü bulunur. Her iki tipte de matriks ve hücrelerin mikroskobik yapısı aynıdır. Kemiği zar şeklindeki sağlam bir yapı olan periost örter. Periost kemiğe kan sağlar ve birçok duyu siniri ucu içerir. Sinirler kemiğe ulaşmadıklarından kemik kırıklarında duyulan ağrı periosttan kaynaklanır. Periost kemiği sıkıca sarar ve yer yer kemiğe yapışmış olan bir zardır. Periostun hemen altında, kompakt sert kemik tabakası vardır. Kemiğin ortasında spongiyoz kemik bulunur. Kemikler hiç bir şeyden etkilenmeyen cansız bir madde olmayıp, damarsal ve biyokimyasal faktörlerden, iç salgı ve beslenme değişikliklerinden, enfeksiyonlardan ve travmadan etkilenen canlı dokulardır. Kemik yapımı en çok bebeklikten başlayarak genç erişkin dönemine kadar süratle devam eder. Yine de erişkin döneminde yavaş da olsa kemikleşme mevcuttur. Özellikle eskiyen veya zedelenen kemik bölümleri osteoklast adı verilen yıkıcı hücreler tarafından temizlenir. Ardından gelen osteoblast isimli yapıcı hücreler tarafından kemik dokusu eski haline getirilmeye çalışılır. Bu bir döngü olarak devam eder. Kemik oluşmasında yeterli miktarlarda kalsiyum ve fosforun bulunması esastır. Bunun için de besinlerle beraber yeterli miktarda inorganik madde ve bunların emilmesini kolaylaştıran D vitaminin alınması ve paratiroid bezlerinin uygun şekilde çalışması gerekir. Kemiğin oluşmasında C vitamini de gereklidir. İskeletin büyümesi belirli hormonların denetimi altındadır. İnsan İskeletinde Bulunan Kemikler İnsan iskeletinin en önemli bölümleri şunlardır: Kranyum (Kafatası): Kafatasında tek oynar eklem çene eklemidir. Kafatasını oluşturan diğer eklemler sabit, oynamaz eklemlerdir. Kafatasını meydana getiren kemiklerden başlıcaları frontal, oksipital, paryetal, zigomatik, maksiller, temporal kemiklerdir. Omurga Omurga: Vertebra adı verilen omurga kemiklerinden oluşur. Vücudun dikliğini sağlayan ana yapıdır. İçinde omurilik adı verilen yapı vardır. Omurgaların arasından ve arka kısmında bulunan deliklerden çevresel sinirler çıkar. EKLEMLER Eklemler iki veya daha çok sayıda kemiğin birleşme yerleridir. Eklemlerde iki kemiğin uç noktaları, yumuşak, yoğun, koruyucu ve sürtünmeyi azaltıcı görev üstlenen kıkırdakla kaplıdır Eklemlerin diğer parçaları stabilizasyonu ve sürekli kullanımdan oluşabilecek aşınmanın azaltılmasını sağlar. Eklemlerde ayrıca eklem kapsülünü oluşturan bir zar (sinovya zarı) mevcuttur. Sinovyal dokuda bulunan hücreler eklem kapsülünü dolduran bir sıvı (sinovya sıvısı) üretirler. Bu sıvı sürtünmeyi azaltır, kayganlık sağlar, eklem yüzeylerinin hareketini kolaylaştırır. Yapıları ve hareket durumlarına göre sınıflandırılırlar: Sabit veya hareketsiz (oynamaz) eklemler: Kafatası kemikleri arasında bulunan ve sutura adı verilen eklemler bu türdendir. Bu tip eklemler yoğun bir fibröz doku kitlesi ile birleştiklerinden, bazen fibröz eklemler adını da alırlar. Çocuklukta fibröz doku bir miktar harekete izin verirse de erişkin dönemde kafatası kemikleri hemen hemen kaynamıştır ve hareket imkansızdır. Tüm kafatası kuvvetli ve sert bir kutu şeklindedir. Hafif hareketli veya yarı-oynar eklemler: Omurga kemikleri arasındaki eklemler bu tipe en belirgin örnektir. Kemikler arasındaki yarı gevşek eklem bir miktar harekete izin verir. Tam oynar eklemler (sinoviyal eklemler): Eller, ayaklar, kollar ve bacaklarda bulunurlar. Farklı anatomik tipleri vardır. Hepsinde bir eklem boşluğu, bunu örten bir sinoviyal zar ve bu boşluğun içinde sinoviyal sıvı mevcuttur. Tüm hareketli eklemler sinoviyal eklemler adını da alırlar. Sinoviyal eklemler Bütün sinoviyal eklemler, eklem kıkırdağı ile örtülü olan ve sinoviya zarı ile döşenmiş bir kapsülle çevrelenen iki ya da daha çok sayıda kemik yüzeyinden oluşur. Sinoviya zarı, eklem yüzeyindeki kayganlığı sağlayan sinoviya sıvısını salgılar. Eklem kıkırdağında bulunan ve kondrosit adı verilen canlı kıkırdak hücreleri, özel lifler ile sabitleştirilmiş bir ana dolgu maddesinin içinde bulunur. Bu hücreler kıkırdağın yapım ve onarımını gerçekleştirirler. Kemik yüzeylerini örten eklem kıkırdağının özelliklerinden biri sürtünme katsayısının çok düşük olmasıdır; bu sayede iki yüzey rahatlıkla birbirleri üzerinde kayar. Diğer özelliği baskıya karşı dayanıklığıdır. Ne kan damarları ne de sinir uçları kıkırdağa girmez. Kıkırdak hücreleri besinlerini sinoviyal sıvıdan ve alttaki kemiğin kan damarlarından difüzyon ile alırlar. Kıkırdak, sinir ucu içermemesi nedeni ile ağrıya duyarsızdır. Eklemi çevreleyen eklem kapsülü, bazı bölgelerde kirişleri oluşturmak üzere kalınlaşan fibröz yapıda bir destek dokusudur. Kapsülde sinir uçları bol miktarda bulunur ve bunların içinde ağrı reseptörleri de mevcuttur. Bu nedenle bir zedelenme durumunda ağrı ortaya çıkar. Kapsülün içi sinoviyal zarla örtülüdür. Bu zar damardan zengindir ve sinoviyal sıvıyı salgılarlar. Sinoviyal sıvı, proteinler, elektrolitler ve glukozdan oluşan karmaşık, çok özelleşmiş bir sıvıdır. Eklem daha hızlı hareket ettikçe daha akışkan hale gelen bir yağ gibidir. Bağ dokusundan oluşan sert bantları olan kirişler (tendonlar), kasın ucunu kemiğe bağlar. Eklem bağları (ligamanlar) eklemleri sarar ve kemikleri birbirine bağlar. Bu bağlar belirli yönlere harekete imkan sağlayarak, eklemlerin stabilize olmasına yardım eder. Bursalar ise hakert sistemnkomşu yapları arasında tampon işlevi gören içi sıvı dolu keselerdir. Bursalar, hareket sırasında birbirine sürtünen dokuların yıpranmasını önlerler. Bir eklemi oluşturan yapılar hareketi kolaylaştırmak için birlikte çalışırlar. Örneğin, adım atmak için diz büküldüğünde, diz arkasındaki kaslar kasılır. Bunun sonucunda diz bükülür. Bu sırada öndeki kuadriseps kası, dizin bükülmesine izin vererek gevşer. Diz eklemi içinde kıkırdak ve sinovyal sıvı, sürtünmeyi en aza indirir. Eklemi çevreleyen bağlar, kemiklerin düzgün bir şekilde yerinde durmasını sağlar. Bursalar, baldır kemikleri ve diz kapağı kirişi (patella tendonu) gibi yapılar arasında tampon işlevi görür. KASLAR Kaslar, kasılıp gevşeyebilen liflerden oluşan yapılardır. Kaslar, çeşitli organların veya vücudun tamamının hareketini sağlar. Duruş ve hareketten sorumlu olan iskeletin üzerindeki kaslar, kemiklere bağlıdır ve eklemlerin etrafında toplanan kaslar birbirlerine zıt yönlerde hareket ederler. Örneğin dirseğin bükülmesini sağlayan kas (biseps) dirseği geren kas (triseps) ile uyumlu çalışır. Kaslar sadece dışarıdan gördüğümüz şekilde bir insanın hareket etmesini sağlamakla kalmazlar, göz bebeklerinin küçülüp büyümesini, barsaklardaki gıdanın ilerlemesini, kulak çınlamasını ve benzeri birçok organın hareketini sağlarlar. Histolojik yapılarına göre kaslar iki gruba ayrılırlar: ? Çizgili kaslar ? Düz kaslar Çizgili kaslar Kalp kası hariç istemli olarak hareket ettirebildiğimiz kaslar çizgili yapıdadır. Mikroskop altında incelendiğinde enine çizgilerin belirgin olarak görülmesi nedeniyle bu ismi almışlardır. Yüz ve mimik kasları, gövdede bulunan kol kasları, kaburgalar arası kaslar, kol ve bacak kasları isteğimize bağlı olarak hareket ettirebildiğimiz kaslardır. Bir çizgili kas lifi mekik tarzında ve kısadır. Kalp kası çizgili bir kas olduğu halde istemimiz dışında kasılır ve çoğunlukla bu sınıflama dışında ayrı olarak değerlendirilir. Kalp kas lifi dallanmış ve birbiri içine geçmiş şekildedir. Düz kaslar Barsak duvarı, damar duvarı, rahim kasları gibi iç organlarda bulunan kaslar düz kaslardır. İsteğimiz dışında kendiliklerinden kasılırlar. Bilincimiz dışında sinyal taşıyan sinirler tarafından uyarılırlar. Uzun süre yorulmadan kasılmalarını sürdürebilirler.

Bu soruyu cevaplayın

Yeni bir soru sorun